Haberler İlham veren bir yaşam: Prof. Dr. Nermin Abadan Unat

Türkiye’nin ilk kadın siyaset bilimcisi,

Türkiye’nin ilk kadın gazetecilerinden biri,

Türkiye’nin ilk kadın senatörlerinden biri,

Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin ilk kadın asistanı, ilk kadın doçenti, ilk kadın profesörü ve ilk kadın kürsü kurucusu,

Basın Yayın Yüksek Okulu’nun kurucularından biri ve ilk kadın müdürü,

Türkiye’de “uluslararası göç” konusundaki en önemli ismi,

Kamuoyu, halkla ilişkiler, baskı grupları gibi kelimeleri dilimize kazandıran bir öncü,

Ülkemizin kadın hakları konusundaki en güçlü isimlerinden biri…

 

Bütün bu ilkleri ve daha pek şeyi başarıyla gerçekleştiren Prof. Dr. Nermin Abadan Unat, bu yıl eğitim alanında verilen 11. Vehbi Koç Ödülü’nün sahibi oldu. Sosyal bilimler denildiğinde ülkemizde ilk akla gelen isimlerin başında gelen Abadan Unat, kadın araştırmaları ve uluslararası göç alanlarının öncüsü… “Hocaların hocası” bugüne kadar gerçekleştirdiği bilimsel çalışmaların yanı sıra örnek kişiliğiyle de sadece öğrencilerine değil kendisinin takipçisi olan pek çok kişiye ilham veriyor

 

Nermin Abadan Unat’ın yaşam macerası Avusturya’da başlıyor. Babası Saraybosna’dan İzmir’e göç eden bir aileden. Aile üyeleri Osmanlı’nın son döneminde Türkiye’den Avrupa’ya fındık ihraç ediyor. Babası ailenin Hamburg’daki şubesinin sorumluluğunu taşıyor. Almanya’da tanıştığı Barones Elfriede Karwisky ile evleniyor. Viyana’dayken 1921’de Nermin doğuyor. Almanca, Fransızca eğitim görüyor. 1930’ların başında İstanbul’a taşınıyorlar. Önce Maçka’daki Ralli Apartmanı’na yerleşiyorlar, ardından da Valikonağı Caddesi’nde bir konağa taşınıyorlar. Evde eğitimine devam eden Nermin bir süre sonra yatılı olarak Notre Dame de Sion’a gönderiliyor. Aradan kısa bir zaman geçtikten sonra babasını kaybedince annesi Nermin’i alıp ilk eşinden olan kızının yanına Budapeşte’ye gidiyor. Avrupa’da, beş yıl içinde, kocasından kalan serveti kaybediyor. Öyle ki, Nermin’i okula gönderecek imkânı bile kalmıyor. Bunun üzerine, Almanca, Fransızca, İngilizce ve Macarca konuşan ama Türkçe bilmeyen Nermin 14 yaşında Budapeşte’deki Türk Büyükelçiliği’nin kapısını çalıyor. Büyükelçinin yanına çıkıp “Türkiye’de okumak istiyorum. Param yok. Beni Türkiye’ye gönderin” diyor ve büyükelçi, Nermin’i Türkiye’ye yolluyor. Böylece küçük Nermin’in Türkiye’deki büyük macerası başlıyor.

 

Nermin, okuma idealiyle dağları delmek için, kararlılıkla yola çıkıyor. Akrabaları, Nermin’i “kabullenmekte” zorlanıyor ama İzmir Kız Lisesi ona kucak açıyor.  Nermin’in sınıf arkadaşları ise daha sonra Türk kamuoyunda öne çıkan Mübeccel Kıray, Nerime Elbe, Türkan Erkin, Günseli Tamkoç ve Perihan Perçin, Perihan İçseven…  Lisedeyken Almanca ders veriyor, fuarda çalışıyor. Bu sayede yatılı okuma şansı yakalıyor. Sonra İstanbul’da Hukuk Fakültesi’ne giriyor. Fakültede hocası Prof. Dr. Yavuz Abadan’a hayran oluyor ve bu hayranlık tutkulu bir aşka dönüşüyor. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Nermin, ithalatçı ve nakliyeci firmalarda çalışıp harçlık çıkarıyor. Okul bitince önce İstanbul’da ardından da Ankara’da gazetecilik yapıyor. 1946’da savaşın bitmesinin ardından Yavuz Abadan’la evleniyor. Oğlu Mustafa Kemal’in babası Yavuz Abadan’ı 1967’de, 1972’de evlendiği ikinci eşi Prof. Dr. İlhan Unat’ı 2009’da kaybediyor.

 

Halen, Boğaziçi Üniversitesi’nde ders vermeye devam eden 91 yaşındaki Nermin Abadan Unat ile Koç Topluluğu şirketleri için hazırladığımız dergilerde yayımlanmak üzere hoş bir söyleşi gerçekleştirdik. Oğluna düşkün bir anne, öğrencilerine dost bir hoca, dostlarına vefalı bir arkadaş, meraklı bir gezgin, dünyayı anlamak ve değiştirmek için çaba harcayan bir entelektüel ile sohbet etme şansına erişmek tam bir lütuftu…